Cem'İn ardından... / by Volkan Dogar

 Cem ve ben. Atölye Pera'nın açılışı. Inception sergisi'nden... Geçen yıl (1 Mart 2014)

Cem ve ben. Atölye Pera'nın açılışı. Inception sergisi'nden... Geçen yıl (1 Mart 2014)


Sevgili dostum,

Bir yıl oldu seni kaybedeli. Nazım'ın telefonu, çığlığımızın sessizliğe karışmasının üstünden bir yıl geçmiş. Senin kaybınla, sonbahar erken gelmişti geçen yıl.

Ankara'ya doğru yola çıktığımızda, Ada'nın sesi hala kulaklarımda, "Ulan kaç yaşındayız ki, arkadaşımızın cenazesine gidiyoruz!"

Cem tanıdığım en mütevazi, çalışkan fotoğrafçılardan biriydi. Fotoğraf aşkı, Hacettepe Biyoloji'yi erken bırakmasına neden olmuştu. Yıllar sonra kuzenimle aynı bölümde okuduğunu öğrendiğimde meğer kendisi bizim aileyi benden önce tanıyormuş. Dünya küçük işte dostum benim. 

Okul yıllarında kafayı bulduk mu senin Beşiktaş'taki evinde alırdık soluğu. Bir güne bir gün "hayır" demedin. Kapını her zaman açtın. Düşünüyorum şimdi aynısını biz yapar mıydık? Boğazına kadar kirlenmiş bir dünya, kim yapar ki! Bazen insanın aklı sonradan geliyor başına. Tıpkı Ahmet Kaya şarkısı gibi. Bak işte o yıllarda Özgür, beni senin evine yakın bir yere bırakacağım diye 'ebesinin nikahına' bırakmıştı. Elimde kahvaltılıklar 2 saat bekletmiştim sizi. İlk o gün tanışmıştık Elif'le. Sen de benim Elif'le... 8 yıl geçmiş üstünden...

Galata'dan, Karaköy Vapur İskelesi'ne doğru yürürken, yapmak istediğim fotoğraf projesinden bahsetmiştim. Senin 'fotoğraf aklın' kadar güvendiğim hala biri yok! Kimse de buna alınmasın. Heyecanla anlatırken projeyi yine sesiz sedasız, refleksiz bir şekilde dinledin. Haa! şimdi hakkını yemeyeyim arada dönüp gözüme baktığın için geç kalmış teşekkürü şimdi göndereyim sana.

Hiç bir şey demeden iskeleye varmıştık. Senin acelen vardı, sanırım birileri bekliyordu Moda'da. Telefon açıp gelemeyeceğini söyledin. Ardından "Bira içelim mi?" dedin ve iskelenin karşısındaki bara oturduk. Cem, "Ne ne düşünüyorsun?" dedim. "Abi hiç heyecanlanmadım!" diye cevap verdin. Ağzıma sıçtın. Fakat o biralar yudumlanırken projeye form verdin, aldın başka bir yere taşıdın. Ayıkladın ve "Bu şekilde yaparsan olur." dedin. Tas tamam 5 saat oturmuştuk. Vapurda kalmamıştı, motorlarda. Yine sarı dolmuşa kalmıştın. 

Cem, erken gittin. Fotoğrafı erken bıraktın. Biz de derin bir yara açtın. Sevgili dostum, o kadar çok şey var ki yazmak istediğim ama elim gitmiyor. Nedenini bilmiyorum! 

Hoşçakal güzel insan... Adını yaşatacağımıza, senin o güzel fotoğraf aklını gelecek genç kuşak fotoğrafçılara anlatacağımıza söz olsun.  

volkan
24/08/2015
istanbul